COVID-19 Ne Zaman Bitecek? Hayat Ne Zaman Normale Dönecek?

0
257

Yeni tip koronavirüsün yol açtığı COVID-19 salgını nedeniyle tüm ülkeler tek tek kapılarını kapatıyor. Bir zamanlar günlük yaşamın koşuşturmacasıyla dolup taşan yerler, hayatlarımıza getirilen büyük sınırlamalarla birlikte neredeyse hayalet kasabalar haline geldi. Peki bu süreç ne zaman bitecek ve ne zaman normal yaşantımıza devam edebileceğiz?

Coronavirüs (Koronavirüs) nedir?

Coronavirus (koronavirüs olarak da yazılmakta), lipid zarfa sahip tek zincirli bir RNA virüsüdür. Kuşları ve insanlar dahil memelileri enfekte edebilir ve çoğu zaman nezle gibi hafif üst solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olur. Bununla birlikte koronavirüsler daha önce, MERS (Middle East Respiratory Syndrome, Ortadoğu solunum sendromu) ve SARS (Severe Acute Respiratory Syndrome, ciddi akut solunum sendromu) adlı ölümcül enfeksiyonlara da sebep olmuştur.

Bu virüs enfeksiyonuna bağlı pnömoni (zatürre) salgını ilk kez Aralık 2019’da Çin‘in Hubei Eyaleti’nin orta kesimindeki Wuhan şehrinde bildirildi. Uzmanlar, salgını Çin’den ve yurt dışına yayılmış yeni bir koronavirüse bağladılar.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 11 Şubat 2020’de bir açıklama yaparak, yeni korona virüse bağlı hastalığın adını COVID-19 olarak duyurdu.

17 yıl önce yine Çin’den kaynaklanan SARS, dünya genelinde yaklaşık 8000 kişiyi enfekte etmiş ve 800’e yakın kişinin ölümüne sebep olmuştu.

Daha önceki ciddi koronavirüs salgınları SARS % 10-15’lerde, MERS ise %25-30’larda bir öldürücülükle seyretmişti. Bununla birlikte virüs salgınlarında öldürücülük, durumun ciddiyetinin tek belirleyicisi değildir. Örneğin, Ebola virüs enfeksiyonu % 40-50’ye yakın bir yaşam kaybı ile seyreder fakat bu enfeksiyon dünya genelinde yayılmamıştır. Çünkü Ebola bile her insanı enfekte edemez, bunun da sebebi her insanın DNA’sının ve DNA ürünü olan hücre yüzey proteinlerinin farklı olmasıdır. Örneğin koronavirüs, ACE2 adlı hücre yüzey reseptörüne tutunur; eğer DNA’daki kişisel farklılıklar sebebi ile bu reseptörün yapısı farklı ise, o kişiye koronavirüs bulaşmayabilir. AIDS etkeni olan HIV ile temas ettiği halde, bazı kişilere HIV bulaşmamasının sebebi de bu kişisel genetik değişimlerdir.

Yeni koronavirüs (Coronavirüs) salgını nasıl ortaya çıktı (COVID-19’un kaynağı nedir)?

2019-nCoV’un kaynağını belirlemek için yoğun araştırmalar var. Coronavirüsler, insanlar, develer, kediler ve yarasalar da dahil olmak üzere hayvanlar arasında dolaşan hastalıklara neden olan büyük bir virüs ailesidir. Bu virüsün genetik ağacının analizi, virüsün kaynağını bulmak için devam etmektedir.

Çin’de başlayan coronavirus salgını (COVID-19 epidemisi), Çinliler’in yılan ve yarasa gibi vahşi / otantik hayvanları gıda olarak tüketmelerine bağlanmıştır, fakat bu durum net değildir. Normalde yılan ve yarasalarda bulunan coronavırus insanlara bulaşmaz; fakat virusun mutasyon geçirerek insanlara bulaşır hale geldiği düşünülmektedir. Bir diğer ve kısmen spekülatif iddia ise SARS-CoV-2’nin bir laboratuvar virüsü olduğudur. Çin’de virüslerin genetiğini değiştirebilecek ileri düzey laboratuvarlar bulunmaktadır. Buna temel olarak yeni coronavirus genetiğinde diğer virüslerden (örneğin HIV) bazı genetik parçalar bulunduğu iddia edilmektedir.

Yeni koronavirüs salgını nasıl ortaya çıktı
10 Şubat 2020’de yapılan bir açıklamaya göre, salgının kaynağı Pangolin adlı bir memeli hayvan olabilir.

Pangolinler, Geleneksel Çin Tıbbı’nda afrodizyak / doğal viagra olarak denenmektedir. Güney Çin Argicultural Üniversitesi’nden 2 araştırmacı, coronavirus salgınının olası kaynağı olarak bu hayvanı düşündüklerini ifade ettiler.

İnsanları enfekte etmek için ortaya çıkan bir başka koronavirüs olan SARS, misk kedilerinden gelirken; insanları enfekte etmek için ortaya çıkan başka bir koronavirüs olan MERS, develerden gelmişti.

Koronavirüs Salgını Ne Zaman Bitecek?

İnsanlık daha önce veba ile de benzer durumlarda kalmış olmasına rağmen, bu yaşadıklarımız, ülkelerin ve insanların, küresel çapta bir hastalığa daha önce hiç vermediği bir tepkidir.

Koronavirüs testi pozitif gelen Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, Birleşik Krallığın önümüzdeki 3 ay içinde salgının gidişatını değiştirebileceğine ve ülkenin “koronavirüsü geri gönderebileceğine inandığını” söyledi.

Ancak, COVID-19 hasta sayısı önümüzdeki 3 ay içinde azalmaya başlasa bile, yine de salgının sonuna uzak olacağız.

Salgının gidişatını değiştirmek uzun bir zaman alabilir – muhtemelen yıllar alabilir; etkili bir aşı geliştirip yaygın bir şekilde kullanılana kadar (bakınız koronavirüs aşısı ne zaman hazır olacak?). Bir diğer oldukça çok düşük gibi gözüken ihtimal ise, virüsün mutasyon geçirip, enfeksiyon yapıcı özelliğinin azalması…

Toplumun büyük kesimlerini kapatma stratejisinin uzun vadede sürdürülebilir olmadığı açıktır. Sosyal ve ekonomik alanda çok büyük zararları olacaktır.

Ülkelerin ihtiyacı olan bir “çıkış stratejisidir” – kısıtlamaları kaldırmanın ve normale dönmenin bir yoluna ihtiyaçları vardır.

Ancak koronavirüs yok olmayacak.

Virüsün yayılmasını önleyen kısıtlamaları şu an kaldırırsanız, hasta sayısı kaçınılmaz bir şekilde artacaktır.

Edinburgh Üniversitesi’nde enfeksiyon hastalıkları epidemiyolojisi profesörü Mark Woolhouse, “Çıkış stratejisinin ne olduğu ve bu durumdan nasıl çıkacağımız konusunda büyük bir sorunumuz var” diyor.

Sadece Birleşik Krallık değil, hiçbir ülkenin şu an elinde etkili bir çıkış stratejisi yok.

Bu devasa bir bilimsel ve toplumsal sorundur.

Bu karmaşadan kurtulmanın üç yolu var:

  • Aşılar,
  • enfeksiyon yoluyla yeterince insanın bağışıklık geliştirmesi veya
  • davranışlarımızı / toplumumuzu kalıcı olarak değiştirmek

Bu yolların her biri virüsün yayılma yeteneğini azaltacaktır. Şimdi tüm maddeleri tek tek inceleyelim.

Aşılar en az 12-18 ay uzakta

Bir aşı bireye bağışıklık kazandırmalıdır, böylece kişi virüse maruz kalsa bile hasta olmaz. Tıp tarihi çok sayıda başarılı aşı öyküleri ile doludur; ama hemen hiçbirinin geliştirilmesi birden ve kolayca olmamıştır.

Sürü Bağışıklığı

Toplumun yaklaşık %60’ı gibi yeterince insana bağışıklık kazandırırsanız, salgın sonlanabilir. Bu konseptsürü bağışıklığı(herd immunity) olarak da adlandırılır. Fakat İngiltere, bu yeni tip koronavirüsün (SARS-CoV-2) yayılımının önüne geçmek için sürü bağışıklığı stratejisinin ne kadar yanlış olduğunun en canlı örneği oldu. Başta benimsedikleri bu stratejiden kısa sürede dönmek zorunda kaldılar, çünkü bu virüsün yol açtığı COVID-19 hastalığı, sürü bağışıklığı stratejisini uygulamak için uygun değildi; hem çok bulaştırıcı hem de örneğin bir gribe göre çok daha öldürücü.

COVID-19 salgını için sürü bağışıklığı tutumunu benimsemek, aynı anda birçok ağır hastanın hastanelere başvurmasına, sağlık sisteminin felç olmasına, tedavi olabilecek birçok kişinin de tedavi alamadığı için ölmesine ve ölüm oranlarının normalde olması gerekenden çok daha fazla olmasına yol açacaktır (şu an İtalya’nın tedbirsiz ve kontrolsüz bir şekilde bu hastalıkla boğuşmasının yol açtığı tablonun bir benzeri).

Sağlık sisteminin kapasitesi

  • Kapasitenin belirleyicileri: doktor, hemşire, hastane yatağı, yoğun bakım ünitesi vb sayılardır.
  • Kapasite pandemi sırasında değişebilir, örneğin sağlık çalışanları hastalanabilir veya daha fazla losijtik kaynak devreye alınabilir.

Ülkelerin kısa vadeli en önemli stratejisi, hastanelerin kapasitesini kontrol altına almak için vakaları mümkün olduğunca azaltmaktır – yoğun bakım yataklarınız bittiğinde ölümler yükselir.

Araştırmacıların aşı çalışmaları için önce hayvanlarda test yapma zorunluluğu ortadan kaldırıldıktan sonra, ABD’de bir insana deneysel bir aşı uygulandı.

Aşı araştırmaları benzeri görülmemiş bir hızda gerçekleşiyor, ancak başarılı olacağına ve küresel ölçekte bağışıklık getireceğine dair bir garanti yok.

En iyi tahmin, her şeyin yolunda gitmesi durumunda bir aşının 12 ila 18 ay uzakta olabileceğidir. Günlük yaşamda eşi görülmemiş sosyal kısıtlamalarla karşılaşıldığında bu uzun bir bekleme sürecidir.

Prof. Woolhouse BBC’ye verdiği demeçte, “Aşıyı beklemek ‘strateji’ adıyla onurlandırılmamalıdır, bu bir strateji değildir.” dedi.

Doğal bağışıklık – en az iki yıl uzakta

Salgının hızını yavaşlatmak için evlerde kalmamız gerekiyor.

Vaka sayısı azaltıldıktan sonra, vakalar yükselene ve başka kısıtlamalara ihtiyaç duyulana kadar bazı önlemlerin bir süre kaldırılmasına izin verebilir.

Bunun ne zaman olacağı belirsizdir. Bu tür olaylara mutlak zaman çizelgeleri koymak, ne zaman biteceği hakkında net öngörülerde bulunmak mümkün değildir.

Bu gerçekleşirse, zaman geçtikçe daha fazla insan hastalanacağından farkında olmadan bir sürü bağışıklığı elde edilebilir. Fakat bu durumun ortaya çıkması yıllar alabilir. Bu süreci iki yıldan fazla bir süre devam ettirirsek, az bir miktarda toplumsal bağışıklık için yeteri kadar insan hastalanmış olabilir.

Ancak bu bağışıklığın devam edip etmeyeceği konusunda bir soru işareti var. Yaygın soğuk algınlığı semptomlarına (belirti) neden olan diğer koronavirüsler çok zayıf bir bağışıklık tepkisine yol açar ve insanlar yaşamlarında aynı hastalığı birkaç kez yakalayabilirler.

Net bir sonlanım süresi yok

Üçüncü seçenek, hastalığın yayılım oranlarını düşük tutmamızı sağlayan kalıcı davranış değişiklikleridir.

Bu, uygulamaya konan bazı önlemlerin korunmasını içerebilir. Ya da herhangi bir salgını kontrol altına almak için hastaların testlerini ve izolasyonlarını titiz bir şekilde sürdürmek anlamına gelebilir.

Salgının başlarında erken tespit ve temas takibi yapıldı, ama geldiğimiz noktada bu temas takibi çok işe yarıyor gözükmüyor.

Ayrıca, COVID-19 enfeksiyonunu başarıyla tedavi edebilecek ilaçların geliştirilmesi diğer stratejilere de yardımcı olabilir.

Bu noktada insanlar “geciktirme” (delay) adı verilen, pandemiyi kontrol altına almak için uygulanan 2. adımda, sıkı bir sosyal mesafe ve evde kalma kuralları uygulayarak, toplumun hastalığa yakalanma hızını ve sağlık sistemi üzerindeki baskıları azaltabilir ve dolayısı ile hastaları tedavi etmek için sağlık çalışanlarına zaman kazandırabilirler. Bu, ülkelerin izolasyonları yeniden uygulamaya ihtiyaç duymadan önce daha fazla vaka ile başa çıkmalarını sağlayacaktır. Pandemide 3. basamak ise “hafifletme” (mitigation) adını almaktadır. Bu aşamada yapılabilecek en etkili uygulamalar durumu ağır olan hastaların tedavilerine odaklanmak ve toplumsal zararı mümkün olduğunca azaltmaktır.

Yoğun bakım yataklarının sayısının arttırılması, daha büyük salgınlarla başa çıkma kapasitesini arttırarak benzer bir etkiye sahip olacaktır.

Kaynak:

By James Gallagher – Health and science correspondent.
Coronavirus: When will the outbreak end and life get back to normal?
bbc.com – 23 March 2020

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz