Sporda Gen Dopingi Nedir? Çeşitleri Tespiti ve Riskleri Nelerdir?

0
1032

Bilimin gelişmesiyle birlikte rekabetin olduğu sporlarda doping olarak, farmakolojik ajanların ve gen terapilerinin kullanımı giderek artmıştır. Gen dopingi sporda, atletik perfomansı ve dayanıklılığı artırması nedeniyle kullanılmaktadır. Gen dopingini ve sağlık risklerini öğrenmek için okumaya devam edin.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) ve Dünya Anti-Doping Ajansı (WADA), doping kullanımını yasaklamış olmasına rağmen doping yapılmaya devam edilmiş ve adil müsabakaların önüne geçmiştir.  

Gen Dopingi Nedir?

İnsan genom projesinin (HUGO) gelişmesinden sonra yakın geçmişte gen terapileri oldukça büyük gelişim göstermiştir. Gen terapilerinin amacı, eksik veya bozuk olduğu düşünülen genlerin, yerine konularak genin endojen sentezini artırmaktır.

Ne yazık ki günümüzde, terapötik olarak kullanılması hedeflenen gen terapileri, farklı amaçlar nedeniyle sporda performans geliştirme ve dayanıklılığı artırma gibi nedenlerden dolayı ‘’ gen dopingi ’’ adı ile yaygınlaşmaktadır. [ 1 ]

2013 yılında WADA gen dopingi yöntemini, ‘’yasaklanmış olan genetik materyalin, nükleik asitlerin veya analoglarının hücrelere aktarılması ve genetiği değiştirilmiş hücrelerin kullanımı’’ olarak tanımlamıştır [ 2 ].

Gene doping - Fairly safe | Leaders | The Economist

Doping Neden Yapılır?             

Gen terapisinde genlerin kontrolsüz bir şekilde manipüle edilmesi, ciddi sağlık risklerini beraberinde getirmektedir. Sporcular, gen dopingi dahil birçok doping yönteminin yan etkilerini bilirler. Ancak buna rağmen kullanmayı tercih ederler.

Doping yapmanın en önemli nedeni, kazanma hırsı ve diğer sporcuların da doping yaptığı hissi olsa da dopinglerin tespitinin zor olması veya tespit edilememesi gibi nedenler, dopinglerin tercih edilmesini kolaylaştırırlar.

Belirlenen Gen Nasıl Aktarılır?

Gen terapisinde ve gen dopinginde genetik materyal, viral veya viral olmayan taşıyıcılar ile aktarılır. Viral vektörler (zayıflatılmış retrovirüsler, adenovirüsler veya lentivirüsler) kullanılarak bir transgen, hedef hücrelere aktarılır ve hedef hücre replikasyon yaparak ilgili geni eksprese (ifade) eder.

Viral olmayan taşıma, düşük sitotoksisite ile karakterize olmasına rağmen, taşıma için daha az etkili bir yöntemdir. Elektroporasyon, “gen tabancası”, lipozomlar ve biyo-parçalanabilir polimerler ile kullanan fiziksel yöntemleri içerir. [ 3 ].

Transgenin yanlış bölgeye entegrasyonu kanserli hücrelerin gelişmesine yol açabilir [ 4 ].

Gen Dopingi Çeşitleri

Gen dopingi: eritropoietin (EPO), IGF1, VEGF, GH, hipoksi ile indüklenebilir faktörler (HIF’ler), PPARD, PCK1, miyostatinler (MSTN), endorfinler, enkefalinler ve bunların bazı rekombinant protein ürünleri (rEPO, rhGH) gibi birçok çeşidi vardır. [ 1 ]

1- Eritropoietin

Rekombinant insan eritropoietin (rhEPO) uygulaması, alyuvarların oksijen bağlama kapasitesinin arttırır ve bu nedenle dayanıklılık sporlarında bir doping yöntemi olarak kullanılır. [ 5 ]  

Rekombinant EPO (rEPO), kronik böbrek hastalığının neden olduğu anemiyi tedavi etmek için yaygın olarak kullanılmaktadır. [ 6 ].

EPO, kırmızı kan hücrelerinin üretimini teşvik eder. Daha fazla kırmızı kan hücresi, kanda daha fazla hemoglobin, daha yüksek oksijen seviyeleri ve daha fazla enerji anlamına gelir. EPO’nun birçok yan etkisi olabilir. En önemlisi, kan kanseri ile ilişkilendirilmiştir. [ 7 ]

İleri okuma: Doping Skandalları ve Yasaklı Madde Sınıfları Hakkında

2- İnsülin benzeri büyüme faktörü 1 (IGF1) ve büyüme hormonu (GH)

GH ve IGF1 ekspresyonunun artışı, kas kütlesi ve kasılmasında artış ile ilişkilidir, dolayısıyla kas gücünü arttırırlar [ 8 ].

IGF1, insülin uygulamasına benzer şekilde hipoglisemiye yol açabilir. Ayrıca, IGF1 ekspresyonu, karsinojenez sırasında aktive olan IGF-1 / PI3K / Akt / AP-1 veya IGF-1 / Shc / Ras / MAPK gibi sinyal yollarıyla etkileşime girerek hücre döngüsü ilerlemesi ve apoptoz inhibisyonu ile de ilişkilidir. (örneğin, kolon, meme veya prostat kanserinde) [ 9 ]

3- Hipoksi ile indüklenebilir faktör-1 (HIF-1)

HIF-1 hipoksi, anjiyojenez ve eritropoiez aktivasyonu ya da glikoz metabolizmasının düzenlenmesinde sürecinde rol oynayan gen kodlar proteinler. Normal oksijen kaynağı koşulları altında HIF-1 ekspresyonunun uyarılmasıyla ilişkili doping, örneğin kimyasal ajanlar veya hücrelere gen transferi kullanılarak atletik dayanıklılığı artırabilir. [ 10 ]

Hayvan çalışmalarına ve insanlardaki erken klinik çalışmalara dayanarak, gen terapisi olarak uygulanan HIF-1’in iskemik dokularda neovaskülarizasyonu etkili bir şekilde indüklediğine inanılmaktadır [ 11 ].

4- Peroksizom proliferatör ile aktive edilen reseptör D (PPARD) agonisti

Hayvan çalışmaları, eğitime tabi tutulan farelere beş haftalık bir süre boyunca GW1516 uygulamasının, kontrol grubundaki farelere kıyasla egzersiz toleransını %60-70 artırdığını göstermiştir [ 12 ].

5- Adenozin monofosfat analoğu (AMP) – (AICAR)

AMP’ye bağımlı kinazın (AMPK) aktivatörü olan adenozin monofosfatın (AMP) bir analoğudur. Çalışmalar, aktive AMPK enziminin, yağ asitleri ve proteinlerin sentezi dahil olmak üzere anabolik süreçlerin seviyesini azaltabileceğini ve glikoliz ve yağ asidi oksidasyonu gibi katabolik yolların seviyesini artırabileceğini göstermiştir [ 13 ]

6- Miyostatin (MSTN)

Transforme edici büyüme faktörü β ailesi hücre büyümesi ve farklılaşmasında rol oynayan geniş bir ailedir. Bu ailenin bir üyesi olan miyostatin, iskelet kasları üzerinde negatif bir düzenleyici role sahiptir [ 14 ].

Bazı patolojik durumlarda, kısa bir süre içinde kas kütlesinin artması kardiyomiyopatiye neden olabilir. Kas kütlesinin aşırı büyümesi ayrıca kas-iskelet sisteminde aşırı yüklenmeye yol açarak kemik ve tendon yaralanmalarını artırır [ 15 ].

İleri okuma: Miyostatin Nedir? Miyostatin İnhibitörlerinin Etkileri ve Riskleri Neler?

7- Fosfoenolpiruvat karboksikinaz (PCK1, PEPCK-C)

Glukoneogenezi düzenleyen bir enzimdir. Bu enzim glukoz homeostazında çok önemlidir ve Krebs döngüsünde rol oynar [ 16 ]. Farelerdeki çalışmalar, artmış kas dayanıklılığı ile ilişkili olduğunu göstermiştir [ 17 ].

Şimdiye kadar, doping olarak kullanılan PCK1 geninin veya proteinin transferiyle ilişkili yan etkilerini doğrulayan yayınlanmış hiçbir literatür verisi yoktur.

Gen Dopingi Tespiti Mümkün mü?

Gen dopingleri günümüz teknolojisiyle çok zor tespit edililir ya da tespit edilemezler. Gen dopingini tespit etmedeki zorluk, dışarıdan genetik manipülasyon ile eksprese edilmiş proteinlerin yapısal ve işlevsel olarak endojen proteinlere çok benzer olması ile ilişkilidir.

Çoğu transgenik protein, enjekte edilen kasta lokal olarak üretilir. Kanda veya idrarda tespit edilemeyebilir. Tek güvenilir yöntem kas biyopsisidir. Ancak böyle bir yaklaşımın sporda kullanılması neredeyse imkansızdır.

Gene Doping Concept, Test Tube With Sample Blood, 3D Rendering Stock  Illustration - Illustration of isolated, illegal: 78507855
Gen dopingi günümüz teknolojisiyle çok zor tespit edililir ya da tespit edilemezler

Bununla birlikte, bazı ümit vaat eden çalışmalar yürütülmektedir. Örneğin, intramüsküler veya doku enjeksiyonu sahasında genetik materyalin taşıyıcısı olan bir transgenik protein veya vektörün tespiti, bir viral vektör kullanımından sonra immün yanıt veya gen ekspresyon profili)

Sporda gen doping tespiti yöntemlerinin araştırılması, hem vektörler gibi taşıyıcıların tanımlanmasına hem de eklenen genlerin (QPCR, real-time PCR) veya bunların protein ürünlerinin (protein profilleme yöntemi) tespitine dayanmaktadır (kütle spektrometrisi, fosfoproteomikler, glikoproteomikler, SELDI-TOF yöntemi). [ 1 ]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz